Çamlıhemşin, Çarlık Rusya'sının işgaline uğradıysa da sahilden uzak oluşu ve siper durumunda olan yüksek dağlar nedeniyle barınamamışlar ve yöreyi terketmişlerdir. Vicealtı nahiye olmadan önce idari yönden Hemşin köylerinin tümü ile birlikte Pazar- Hemşin nahiyesine, aşağı kesim köyleri ise Ardeşen nahiyesine bağlı idi. 1953 yılında Ardeşen ilçe olunca Vicealtı Çamlıca adıyla; Ardeşene bağlı bir nahiye oldu.
Çamlıca 27 Haziran 1957 tarihinde yürürlüğe giren 7033 sayılı kanunla 1 Nisan 1960 tarihinde ilçe yapılarak Çamlıhemşin adını aldı. Yavuz Sultan Selim, Trabzon'dan hareketle sahil gezisinde olduğu bir gün Ardeşen girişindeki Fırtına deresine dikkati çeker. Hızlı ve heybetli akan derenin sularında işlenmiş ağaç, karışık orman ürünlerinin su tarafından sürüklenmekte olduğunu görür. Yavuz Sultan Selim 'buranın ardı şen olmalı' der. Gezi boyunca Fırtına havzasında kimlerin ne şekilde yaşadıklarını incelemek ve yönetimine bağlamak üzere bir miktar kuvvet gönderir. Yöreye gelenler buranın tabii güzelliklerini çamlık ve yoğun ormanlıklarını görünce padişahın ilk teşhisini kanıtlarcasına 'hem de şen' diye söylenirler. Çamlıhemşin adının bu şekilde olduğu söylenmektedir.
Amaturu Urugu'nun, Rize Hemşin bölgesine göçüp yerleşmesini bir tanık olarak şöyle anlatıyor: 604-628 yılları arasında ateşe tapan İranlılar ile Hristiyan Bizanslılar arasında geçen yıkıcı savaşlardan çok zarar gören Amudiler, Gürcistan Beyi ve İran yanlısı Vaçyan yakıp yıkmış, 'Dampur' kasabasını ve çevresini şenlendirerek yurtlarına 'Hamamaşen' (Hamam şenliği/ adabı) demişlerdir. Zamanla bu coğrafi adı Hemşen/ Hemşin ve Şenli, Horosan - Hemedan - Elezeğ bölgesinden gelme Türkmen/Oğuz halkı da 'Hemşenli/ Hemşinli' diye anılır oldu.
Araplardan bunalan Amantuniler'in göçünü değişik zamanlarda gösterir. Önce Kars kuzeyindeki 'Kol' (Göle) bölgesine -açan 'Haman' idaresindeki Amatuniler, 'Egerasdan'da (Acaristan) denize karışan 'Çoraklı' (Çoruh) ırmağını aştılar. Bu sırada Bizans Kayseri (VI.) Konstantin'in (780-797) yerleşmek üzere mülk olarak Haman Bey'e bağışladığı 'Tambur' bölgesine gelerek burayı şenlendirip kaldılar. Bu yüzden oraya 'Haman-a Şen' dendi. İstanbul'da 'Başbakanlık Arşiv - Tapu' bölümünde 929 (1523) yılından kalma Trabzon Tahrir Defteri (836-840), Hemşin kazası onbir köyü (Çat, Varoş, Kol, Cimi, Başköy, Bulaşken) kesimi 'Kara- Hemşin' ve ilçelerine (Zuğa, Aşuduğ, Çinçiva, Küşüve ve Tekurid köyleri bulunan semti 'Ak Hemşin' sayıldığı gibi; eski Oğuz /Türkmen ikili Düzinine göre yine şimdiki Pazar - Hemşinliğine 'İç Hemşin' ve 'Sol-Kol' Hopa Hemşinliğine de Dış Hemşin ve Sağ- Kol denilmesi dikkate değer.
Öteden beri anadilleri Türkçe olan Hemşinlilerin ataları, 1523'teki Kanuni Çağı ilk Tahririnde 'Müslüman-i Kadim' yani 1461 öncesi Müslümanları diye tanıtılıyor.
Hemşinlilerde öteden beri Türklüğe özgü su vasıflar görülür: Yaylacılık, ekmek-yemek pişirmede 'tandır'. Kaval ve tulum çalgıları. Horon, kadınların türkü ve destan söyleyişi, Nevruzlarda 'aşure' pişirme adeti ile erkeklerde körüklü şalvar zıpka, kadınlarda şal-kuşak bağlama, un-kaymak karışımı 'hoşmer' adlı yemek, çok sağlam aile bağları, konu edilen Türklük vasıflarından ilk belirgin örnekleridir. |